news-details

Küresel piyasalarda gündem Hürmüz ve ABD-İran gerilimi

Vakıf Katılım

Trive Yatırım analizinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın yükselen benzin fiyatlarını İran’a yönelik baskının maliyeti olarak değerlendirmesi ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarının, Washington’ın Tahran üzerindeki baskıyı sürdürme eğilimine işaret ettiği belirtildi. İran’ın ise Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü savunduğu ve ABD ile müzakerelere yeniden başlama konusunda henüz karar vermediği aktarıldı.

Analizde, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin hafta sonunda belirgin şekilde azalmasının arz risklerine ilişkin endişeleri artırdığı kaydedildi. Cumartesi günü boğazdan yalnızca 5 geminin geçtiği, pazar günü ise herhangi bir geçiş kaydedilmediği belirtildi. Görüşmelerde ilerleme sağlanamamasıyla birlikte değerlendirildiğinde, sevkiyattaki zayıflığın geçici bir aksaklıktan daha kalıcı bir arz riskine dönüşebileceği ifade edildi.

Petrol fiyatlarının haftaya yükselişle başladığı belirtilen analizde, Brent petrolün yüzde 1’e kadar yükselerek 89,40 doları, Batı Teksas türü ham petrolün ise 82,83 doları gördüğü aktarıldı. Her iki kontratın da önceki haftayı yüzde 5’in üzerinde yükselişle tamamladığı kaydedildi. Zayıflayan küresel talep görünümünün ise jeopolitik risk priminin fiyatlara tamamen yansımasını sınırladığı değerlendirildi.

Analizde, İran’ın ABD askerlerine yönelik çağrısını genişletmesi ve bilgi sağlayanlara yönelik ödülü 60 bin dolara kadar yükseltmesinin, iki ülke arasındaki gerilimin kısa vadede azalmasının zor olduğuna işaret ettiği belirtildi. İran’ın adımının, ABD’nin bölgedeki askeri ve deniz baskısına karşı daha asimetrik yöntemlerin kullanılabileceği beklentisini güçlendirdiği ifade edildi.

Altın tarafında ise beklenen güçlü yukarı kırılımın gerçekleşmemesinin kısa vadede düzeltme ihtimalini artırdığı belirtildi. Analizde, Fed beklentilerindeki yumuşama ve dolar üzerindeki baskının değerli metal açısından destekleyici olmaya devam ettiği, ancak yeni zirveler için daha sağlıklı bir teknik zemine ihtiyaç duyulduğu değerlendirildi.

ABD’de temmuz ayı perakende satışlarının zayıflaması ve son enflasyon verilerinin daha ılımlı bir görünüm sunmasının, Fed’e ilişkin şahin fiyatlamayı geri çektiği belirtildi. Swap piyasalarında eylül toplantısında faiz artışı olasılığının bir hafta önce yaklaşık yüzde 50 seviyesindeyken yüzde 30’un altına gerilediği, 2 yıllık ABD tahvil getirisinin yüzde 4,15’e düştüğü ve doların mayıs ayından bu yana görülen düşük seviyelere yakın seyrettiği aktarıldı.

Analizde, uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalmasının finansal koşulların politika faizi artırılmadan da sıkı kalabileceğine işaret ettiği değerlendirilirken, mevcut fiyatlamanın doğrudan güvercin Fed beklentisinden ziyade enflasyon söylemi ile makroekonomik veriler arasındaki farkın açılması şeklinde okunması gerektiği belirtildi.

Goldman Sachs’ın son makroekonomik verilerin ardından faiz artırımı beklentilerinin zayıflamasına rağmen piyasa fiyatlamasını halen gereğinden fazla şahin bulduğu aktarıldı. Bankanın baş ekonomisti Jan Hatzius’un değerlendirmesine göre eylül toplantısında faiz artırımının düşük bir ihtimal olduğu, yılın ilerleyen döneminde enflasyon görünümünün ise kötüleşmekten çok iyileşmesinin daha olası olduğu belirtildi.

Tahvil piyasasında daha düşük Fed beklentilerinin kısa vadeli getirileri aşağı çekebileceği, buna karşılık yüksek kamu borçlanması, mali riskler ve yapay zeka şirketlerinin yüksek miktarda borçlanmasının uzun vadeli faizlerin aynı ölçüde gerilemesini sınırlayabileceği ifade edildi. Bu görünümün ABD getiri eğrisinde daha belirgin bir dikleşme ihtimalini artırdığı kaydedildi.

Japonya ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 1,1 büyüdüğü ve yüzde 2 seviyesindeki piyasa beklentisinin altında kaldığı belirtildi. Çeyreklik büyümenin de yüzde 0,3 ile tahminleri karşılayamadığı, özel tüketim ve sermaye harcamalarındaki zayıflığın iç talepteki kırılganlığa işaret ettiği aktarıldı.

Analizde, zayıf büyümenin Japonya Merkez Bankasının yakın vadede faiz artırma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığı, zayıf yen ve yüksek ithalat maliyetlerinin daha sıkı para politikasını desteklerken büyümedeki yavaşlamanın faiz artışlarının hızını sınırladığı değerlendirildi.

Japonya tahvil piyasasında satış baskısının, Japonya Merkez Bankasının yakın vadede faiz artırabileceği beklentisiyle devam ettiği belirtildi. 10 yıllık tahvil getirisinin 5,5 baz puan yükselerek yüzde 2,93’e, 30 yıllık tahvil getirisinin ise yaklaşık 5 baz puan artışla yüzde 4,06’ya çıktığı aktarıldı.

Piyasanın eylül ayında faiz artışı ihtimalini yaklaşık yüzde 80 oranında fiyatladığı belirtilirken, uzun vadeli tahvillerdeki satışın yalnızca para politikasından kaynaklanmadığı ifade edildi. Genişlemeci maliye politikası ve yeni harcamaların finansmanına ilişkin belirsizliğin yatırımcıların uzun vadeli Japon tahvilleri için daha yüksek risk primi talep etmesine neden olduğu değerlendirildi.

  Hibya Haber Ajansı